Parantez İçi Bölüm 13

Başarısızlık Kaderin Değil – John W. Maxwell / Syf 89

Dinlediğim bir konuşmacı bir gün bana, “Umutsuzluk doğurmak istiyorsan sorunlarını düşün,” dedi. İşleri ters giden insanların çoğu neden diye sorar ama bunun ötesine geçmez. Hiç kuşkusuz dikkate almadan çözemezsiniz sorunlarınızı, ama onlar üzerinde sabitleşir, katılaşırsanız da çözüm bulmakta zorlanırsınız. Sorununuzu tanımladıktan sonra çözümler aramalı, onlar üzerinde odaklanmalısınız.

(Ne zaman etrafımda, arkadaşlarım olsun akrabalarım olsun, morali herhangi bir şeye bozulmuş, bunalıma girmiş veya hayattan beklentisi kalmamış birisine denk gelsem aynı şeyleri anlatırım. Tabi elimden geldiği kadar. Veren ne kadar çok verirse versin alan kapasitesi kadar alır.)

(Hepimiz hayatlarımızı bir şekilde yaşıyoruz ve zaman durmadan geçiyor. Her ne kadar bazen izlediğimiz o muhteşem dünyalara sahip dizi, film, animasyon veya çizgi filmlerdeki yaşamları gördükten sonra, tıpkı o özendiğimiz dünyadaki gibi bir hayat kurmaya çalışsak da, ki bazen öyle bir hayat kurmak yerine dünyaya o gözle bakmak bile yetiyor, gerçek hayatta zannettiğimizden fazla engel veya kötü durumla karşılaşıyoruz. Ancak çoğu zaman çözüm aramak yerine o sorunlara veya engellere saplanıp kalıyoruz. Ve saplandığımız yerde mızmızlanıyor sürekli negatif düşüncelerle boğuyoruz kendimizi. Ve o negatif düşünceler de bir süre sonra saplanabileceğimiz yeni engeller ortaya çıkartıyor. Bu da doğal olarak kısır bir döngünün içine girmemize sebep oluyor. Daha da ilerisi depresif bozukluklar, psikolojik sorunlar diye devam ediyor. )

(Madem öyle, yani izlediğimiz film veya dizilerdeki dünyalara özeniyoruz oradan örnek vereyim. Her dizi veya filmde hatta romanlarda bir senaryo vardır ve o senaryoya göre çekilir kurgulanır herşey. Hatta senaryonun son halinde kameranın açısından arka planda çalacak olan müziğe kadar en ince ayrıntısı yazılır. )

(Ancak bizi ilgilendiren kısmı senaryonun hikayesi. Bu tür senaryoların ortak bir özelliği vardır. Her senaryoda olayın geçeceği toplum veya karakterlerin rutin günleri veya normal halleri gösterilir. İzleyiciye tanıtma ve olayların başlama aşamasıdır genelde bu kısım. Ancak ilereyen zamanda karakterlerin veya toplumun bir hedefi koyulur ortaya. Bu hedef bazen bir tehlikeyi yok etmek, bazen bir amaca ulaşmak, bazense düşmanı engellemektir. Fakat senaryo için bu kadarı yetmez. Hikayenin karakterleri bu hedef veya amaca ulaşmaya çalışırken engeller olmalıdır ve o engelleri teker teker geçmeli hatta savaşmalıdır. Yoksa ne çıktıkları yolculuğun ne de ulaştıkları hedeflerinin bir kıymeti kalmazdı. Zaten bu yüzden değil midir hiç oyuncağı olmayan bir  çocuğun elindeki yoğurt kapağı her istediği alınan bir çocuğun son model oyuncaklarından daha değerli olmasının sebebi.)

(Hedef dediğimiz şey uğruna fedakarlıkta bulunabileceğimiz, uykusuz kalabileceğimiz veya eğlencemizden vazgeçip çalışabileceğimiz zaman değer kazanır. Aslında hedefin kendisinden çok, o yolda verilen mücadeledir önemli olan. Çünkü o mücadele değer katar hedefe. Örneğin geçen yıl bankadan borç çekip o yılın en lüks telefonlarından birini satın almıştım. Ancak telefonu ilk aldığım zaman oldukça sevinsem ve heyecanlansam bile çok fazla zaman geçmeden aldığım o lüks telefon itici gelmeye başlamıştı. Evet gerçekten telefonu görmek istemiyordum ve tasarımı oldukça güzel olmasına rağmen çirkindi benim için. Hatta ara sıra eski telefonumu elime alıyor ve onunla uğraşıyordum. Zaten çok geçmeden telefonu sattım ve askerde maaşımla aldığım telefonu kullanmaya başladım. Ve şu an her ne kadar telefon ara sıra problemler çıkarsa da nefret etmiyorum. Çünkü o telefonu almadan önce emeğimin karşılığı olan maaşımın yatmasını beklemiş ve kendi paramla almıştım. Bankadan borç alarak ve faizle birlikte geri ödemek için stres yaptığım bir parayla değil. )

(İşte, özenerek izlediğimiz o dizi ve filmlerdeki ana karakterler de hedeflerine ulaşmak için pes etmeden mücadele ediyorlar. Hatta bu bazen bir kaç bölüm sürebiliyor 🙂 Sende sadece oradaki karakterlerin veya kahramanlarının sadece kostümlerine, saç kesimlerine , kıyafetlerine veya espri anlayışına özenme. Hayatının herhangi bir zamanında herhangi bir engel çıktığı zaman nasıl pes etmeden, olumlu düşünerek mücadele ediyor, motivasyonunu nasıl elinde tutuyor ve nasıl başarıyor. Bunlara özen. Hayatını nasıl idare ediyor ve düştüğü zaman ayağa kalkacak gücü nereden alıyor ve nasıl ayağa kalkıyor, buna özen. Kendini nasıl eğitmiş ve nasıl sabrederek bu zamana gelmiş buna özen. )

Enes Polat

Hayatın yerden yere vurduğu gençler arasında kaldım ve o darbelere yenilmek yerine ders çıkartıp yoluma devam etmeyi tercih ediyorum. İnancım beni yükseltecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.