Swatch

Zamana Meydan Okuyamazsın

İsviçre ekonomisi bildiğimiz gibi üç ayağa dayanır. Bankacılık, çikolata ve saat. Bütün dünyadan onlarca milyon kişi, onlarca yıl İsviçre saatlerini kullandılar. 1970’li yıllarda ise Japonlar çıktı sahneye. İsviçre saatlerinden farklı bir mantıkları vardı. Mekanik değil, dijitaldiler. İsviçre saat üreticileri dijital saatleri önce küçümsediler. Evet, insanlar merak edip Japon saatleri alıyorlardı ama bir süre sonra bu büyük yanılgılarının farkına varacaklar ve İsviçre saatlerine döneceklerdi. Ama tam tersi oldu. Kaliteli ve ucuz Japon saatlerine olan talep azalacağına arttı. İsviçre’nin asırlık saat firmaları da birer birer kapılarına kepenk vurmaya başladı. Sonunda İsviçre saatinin kurtuluşu ve eski görkemli günlerine dönüşü üç kararlı adam sayesinde gerçekleşti.

Ernest Thomke adlı İsviçreli bir genç, bir ara ülkenin en büyük saat yapımcısı SMH’de (Sonradan adı Swatch Company olarak değişecekti.) bir ara çırak olarak çalışmış, sonradan tıp ve kimya okumuş, başka bir şirkette CEO’luğa kadar yükselmişti. Tam emekliye ayrılmaya hazırlanırken SMH’deki patronundan bir telefon aldı. Her şeyi bırakıp, şirketin başına geçmesini istiyordu. Thomke ‘evet’ derken fazla düşünmedi. Şirkete yeni bir ruh kazandırabileceği kanısındaydı. Gelir gelmez, şirketin Japon saat yapımcılarının saldırıları karşısında ne kadar zayıf duruma düştüğünü gördü. Bu sırada Japonlar ince ve zarif bir ürünle pahalı saat piyasasına da girmeye hazırlanıyorlardı. Thomke şirketteki mühendisleri topladı ve onlardan altı ay içerisinde Japonlar’ınkinden iki milimetre daha ince bir saat tasarlamalarını istedi.

Sonradan konuyla ilgili izlenimlerini anlatırken şunları söyleyecekti: «Dışarıdan bakıldığında rekabet insana anlamsız gelebilir. Ben onları yeni teknik çözümler bulacakları, yeni modül ve piller geliştirecekleri ve şirketin bütün yaklaşımını yeniden düşünecekleri bir pozisyona konumlandırmak istedim. Aynı zamanda İsviçre mühendisliğini bütün dünya saat sanayiine göstermeleri için bir kıvılcım çakmalarını talep ettim.>>

Mühendisler bu çılgınca öneri karşısında altı ay sürecek hummalı bir faaliyete giriştiler. Sonuç istenilenin de ötesindeydi. Thomke’ye kalınlığı sadece 1 mm olan bir saat sunuldu. Bu başarı üzerine Thomke, dijital saatleri kendi sahalarında yenmeye karar verdi ve mühendislere yeni bir hedef gösterdi. 10 İsviçre Frangindan daha bir ucuza klasik bir dijital saat üreteceklerdi. Mühendisler iki hafta çalışıp, Thomke’ye gayet nazik bir biçimde aklını kaçırmış olduğunu söylediler. Sadece saat aksamının maliyeti 25 Frank idi. 10 Frank’a saat imal etmek kesinlikle imkânsızdı.

Yalnız iki mühendis, Jacques Muller ve Elmar Mock gönüllü olarak imkânsızi denemek istediklerini söyleyerek, birer adım ileri çıktılar. İki mühendis ilk etapta hareketli aksam sayısını 90’dan 51’e indirdiler. Geleneksel metal kasalar yerine plastik kullanarak maliyeti yüzde 40 oranında düşürdüler. Sonra işçilik maliyetlerine yöneldiler. Klasik yöntemde saat parçaları önce monte ediliyor, sonra saate yerleştiriliyordu. Bu da, saatin birkaç kez ters yüz edilmesini, bu işlemler sırasında da baştaki parçaların sabitlenmesini gerektiriyordu. Kısacası, pahalı ve zaman kaybettiren bir yöntem söz konusuydu.

Mock ve Muller, saatin parçalarının sadece üst taraftan yerleştirilmesini mümkün kılan bir yöntem geliştirdi ve işlemin sonucunda da saatin arka kapağını lazerle kapattılar. Gerçi bu yöntem saatin tamirini imkânsız kılıyordu. Ama olumlu bir yanı vardı. Saat 10 feet’e kadar su geçirmez hale geliyordu. Bu işin uygulanabilmesi için bir fabrika kuruldu. İsviçre kalitesinden asla taviz verilmedi. Plastik kasalar 1/500 kadar hata payıyla, şoklara dayanacak güçte üretiliyordu. Ve en önemlisi iki genç mühendis,Thomke’nin koyduğu ’10 Franklık Saat’ hedefine ulaştı. 

1 Temmuz 1980’de zafer kazanmış komutan edasıyla tasarımlarını göstermek üzere onun odasına gittiler. Thomke yeni saatin üretimi, reklamı ve pazarlaması için derhal kolları sıvadı. Tabii yeni çocuğa bir ad koymak gerekiyordu. SMH’nin çalıştığı Amerikan ajansi McCann Erickson’un ‘Swiss’ ve ‘Watch’ kelimelerini bir araya ge tiren önerisi ‘Swatch’ beğenildi.

İlk Swatch 1983 yılında 40 dolarlık etiketle piyasaya sürüldü. Bu fiyat, ana model için 10 yılı aşkın bir süre sabit kaldı.

Şu anda (2022 yılında ) yaklaşık 24 bin çalışanı ve 8 milyar dolar geliri olan küçük denemeyecek kadar bir şirket. Bu hikayede rekabetin ürünleri geliştirmesi açısından ne kadar olumlu olduğunu bir kez daha gördük. Örneğin Swatch şirketi Japon saat üreticileri karşısında tehdit hissetmeselerdi ve rekabete koşmasalardı belki saat teknolojisinde o kadar ilerlemeleri daha uzun zamanlarını belki de senelerini alacaktı. Bir hikayenin daha sonuna geldik. Sevgiyle…

Enes Polat

Hayatın yerden yere vurduğu gençler arasında kaldım ve o darbelere yenilmek yerine ders çıkartıp yoluma devam etmeyi tercih ediyorum. İnancım beni yükseltecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.