Parantez İçi Bölüm-9

Ego Nedir? Kendini Beğenmiş ve Özel Bir İnsan Olmak

Aslında “ego” dediğimiz kavram Latincede “benlik”, “ben” gibi anlamlara gelmektedir. Ülkemizde ise bu anlam olumsuz olarak kullanılır. Egonun kötü bir şey olduğu ve egoist olarak tabir edilen insanların da boş bir kafa yapısına sahip olduğu düşünülür. İşte bu düşünceler yanlıştır.

Egolu olmak kötü bir şey değildir. Ego insana zarar vermez ve diğer insanlara karşı üstünlük sağlamaz.

Öncelikle şu konudan bahsetmek istiyorum: Her insan özel midir? Bunun cevabı ne olabilir? Pardon, soruyu düzeltmeme izin ver. Her insan özel midir, yoksa yaptığı işler kadar mı özeldir? Çoğu insanın cevabı “her insan özeldir” olacaktır. Üzgünüm dostum yanlış cevap. Her insan özel değildir, bizleri biz yapan yaptığımız işin ne kadar hakkını vererek yaptığımızdır. Seni özel kılan şeyler; çizdiğin mükemmel resimler, söylediğin müzikler… yani işine ne kadar değer verip ne kadar disiplinle çalıştığındır, senin özel kılan şeyler.

(Şimdi, birazdan diyeceklerim konusunda kimse beni yanlış anlamasın. Toplumun herhangi bir kısmını veya normlarını, kişi bazlı olarak eleştirmeyeceğim. Bunlar sadece bir düşüncedir. Uyarıyorum lütfen beni yanlış anlamayınız!)

Nietzsche der ki; -aslında tamamen bu şekilde anlatmıyor, ben birazcık biberliyorum, yani kendi düşüncelerimi ekleyeceğim- bir fabrika işçisi öldüğünde yerine başkası gelebilir ve bu toplumda herhangi bir eksiklik yaratmaz. Tabii bir yere kadar eksiklik yaratmaz, ailesi, eşi dostu ve akrabaları vs. vs. bunları konunun dışında tutuyorum. Şimdi benimle birlikte düşün, herhangi bir garson öldü diyelim, onun yerine bir başkası çok rahat geçebilir, değil mi? Ve bu durum o kurumda herhangi bir eksiklik yaratmaz. Ama ünlü bir iş adamı veya doktor, mühendis, filozof öldüğünde yerine yenisi hemen gelebilir mi? Tabii ki gelebilir ama bu çok zordur. Adamlar o makamlara gelebilmek için 20 seneye yakın okuyorlar, çalışıyorlar ve fedakarlık yapıyorlar. İşte buradaki kilit noktamız şudur, konunun başına dönüyoruz: Hangi grup daha özeldir? Tabii ki doktor, mühendis olan grup özeldir. Unutma yaptığın iş kadar özelsindir. Ürettiğin ürünler, şarkılar, resimler, içerikler kadar özelsindir. Bunların dışında (Buradaki diyeceklerimi yanlış anlama, senin için söylemiyorum, objektif olarak okumanı tavsiye ederim.) hiçbir şey üretmiyor, hayallerinin peşinden koşmuyorsan, her şeyi bahane ederek yaşıyorsan üzgünüm ama sen özel değilsin. “Herkesin özel olduğunu söyleyen” gereksiz, seni gaza getirecek motivasyon konuşmaları var. Hiçbir şey yapmadığın halde senin ne kadar mükemmel bir varlık olduğun konusunda sürekli konuşup durur. Bunları tekrar tekrar söyleyenler. Bunlar prim amacı taşıyor, senin ne kadar özel olduğun adamın umurunda bile değil. Cüzden doldu mu? O zaman bitti.

Eğer özel olmak istiyorsan, ağaya kalkmayı bileceksin dostum, kırmızı çizgilerin -sağlık, maddi durumlar- haricinde bahaneyi etmeyi bırak. Bu sözlerimi gaza gel diye söylemiyorum. Düşünce yapını değiştirmen gerekiyor. Ayağa kalk ve bir şeyler yap.

Gelelim “egolu olmak kötü bir şey midir?” sorusuna, daha doğrusu “kendini beğenmiş olmak.” Hayır dostum bunlar da kötü kavramlar değildir. Neden mi? İşte cevabı:

Şimdi benimle birlikte düşünmeni istiyorum. Sen, kendini sevmeyen, sürekli kendini ezen ve hiçbir şeyi hak etmediğini düşünen bir adamsın tamam mı. Biraz çaba gösterdikten sonra sevgili yaptın. Şimdi burada konuyu biraz daha açmam gerekiyor. Toplum olarak, çoğumuz bir sevgili yaptığımızda, o kişi için her şeyi yaparız değil mi? Yemek ısmarlarız, çay ısmarlarız, sinema bileti alırız, paramız gider daha da önemlisi zamanımızı veririz o kişiye. Bunlar kötü şeyler değildir ama sen her şeyini o kişiye veriyorsun, peki bunun sana faydası ne? Tabii ki o sınırı aştığında hiçbir faydası yok. Şimdi git kimseyle görüşme falan demiyorum. Aşık olduğun kişiyi çok seviyorsun, her şeyini vermeye hazırsın, peki şunu hiç düşündün mü: “Neden kendin için her şeyini vermiyorsun?“

Kafasının içi bomboş insanlarla geziyorsun, onlarla ayıp olmasın diye para harcıyorsun, kusurumuz olmasın diye yemek ısmarlıyorsun, bu seferlik böyle olsun diye zamanın gidiyor. Peki ne uğruna? Bir hiç. Bunu çok sevdiğin; ölürüm, biterim, aşkım, bebeğim, hayatım dediğin insanlar için de düşün. Dostum bana şunun cevabını ver: “Neden bu fedakarlıkları kendin için yapmıyorsun?” Neden çarşıya inip kendi kendine yemek ısmarlamıyorsun? Neden kendi kendine sinemaya gitmiyorsun? Neden kendi kendinle bir şeyler yapmıyorsun? Neden?

Arkadaşım, yaptığın ortaya koyduğun her ürünle gurur duy ama boş ego kasma. Bazı tipler vardır ya gereksiz ego kasanlar, evet onlardan bahsediyorum. Sürekli pahalı kıyafetler giyen, onlara verdiği paralarla övünen, en pahalı saati takan, en kaliteli montlar giyen, son marka sıfır arabalara binenler var ya, sürekli İnstagram’a orasını burasını atarak, abazalar tarafından yorum aldığında kişisel tatmin sağlayanlar var ya, işte onların elinden sahip oldukları şeylerin çıkarıldığını düşün. Geriye ne kalıyor dostum? Ben söyleyeyim sana, bir hiç. O eviyle, arabasıyla, ışıltılı mücevherleriyle topluma kendinin bir şey olduğunu kanıtlamaya çalışanların elinden sahip oldukları her şeyi al. Ne kalır biliyor musun? Bomboş, yaşanmamış bir hayat. Sürekli gösteriş için tonla paranın ve zamanın çöpe atıldığı bir hayat. İşte ego burada ikiye ayrılıyor dostum, bu ayrımı da sen düşün.

İşte anlatmak istediğim şeyler bunlar. Yalnızlıktan sakın korkma. Tamam kabul ediyorum, insan sosyal bir varlık, iletişim kurmayı, dertleşmeyi tabii ki yapmalıyız. Ama sen bir şeyler üretmek istiyorsan konfor alanından çıkman ve tek başına bir şeyler üreterek özel bir insan olduğunu göstermen gerekiyor. Bu konfor alanında çıkman için yapman gereken şey, daha önce hiç yapmadığın şeyleri yapmak.

Bu yüzden korkma, egolu ol, daha önce yapmadığın şeyler yap. Diğer insanlara verdiğin değerin en azından yüzde ellisini kendine ver. Ver ki başarınla onları ez. Kendini önemse ama dediğim gibi gereksiz ego kasma.

Kendisini sevmeyeni kimse sevmez dostum. Bir kadını seviyorsun ama o seni sevmiyor mu (Bu erkek için de geçerlidir)? Çok normal sen kendini seviyor musun? Kadının doğasında var, güvende olmak istediği yerde kalır, öz güven ister kadınlar.

Kendini sevmeye başladığında aynadaki yansıman değişecektir, öz bakımına daha çok dikkat edeceksin ama insanlara daha iyi görünmek için değil, kendine değer verdiğin için.

Herhangi bir nedenden dolayı depresyona girdiğini düşünelim. Ne yaparsın? En yakın arkadaşını arayıp kafede oturarak derdini anlatırsın, ruhsal bir boşalma yaşayarak rahatlarsın, değil mi? Peki bu süreci neden kendi kendine yapmıyorsun? Sana bir örnek vereceğim ama lütfen yap. Dediğim gibi değişim, konfor alanından çıkınca başlar, daha önce yapmadığın şeyler yaparak başlar. Aynanın karşısına geç ve derdini anlat. Tam tersini düşün. Arkadaşın sana dert yanıyor. Sen ne yaparsın? Ona “Tamam kanka, sıkma canını, olur böyle şeyler, sen yaparsın, üzme kendini” gibi sözler sarf edersin. İşte anlaman gereken nokta burası. Bunları kendi kendine söyle. Derde, sıkıntıya bulaştığın zaman kendinle konuş. Kendi kendine “sana güveniyorum, başaracaksın” de. Bunlar hayallerin için de geçerli.

İçinde bir başkası varmış gibi konuş.

İnsanlar illa ki davranışların için seni yargılayacaklar. Toplumdan dışlanmış gibi davranacaklar. Sen bunu fırsata çevir. Bomboş insanlarla uğraşacağına, kendinle vakit ayır, sevdiklerine vakit ayır. Eşin, dostun kimler varsa onlarla vakit geçir.

Önce kendini sev, sonra ailen, eş, dost kim varsa. Ama öncelik her zaman senin olsun. Kendini sev, egolu ol. Yaptığın, ürettiğin, ülken için ürettiğin tek bir pirinç tanesi için gurur duy. Çünkü senin yaptığını kimse yapmayacak, sen özel olacaksın, beste yaptığını düşün. Senin yaptığın bu besteyi senden önce yapan var mıydı? Yoktu, o sana özel bir şey.

Özetle dostum, kendini sev, egolu ol ama dozunu kaçırma. Değişim konfor alanından çıkarak ve kendini severek, saygı duymakla başlar.

Diğer insanlara verdiğin sevginin 10 katını kendine ver.

2 thoughts on “Parantez İçi Bölüm-9

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir