Parantez İçi Bölüm-8

RAKİBİNDEN ÖĞREN

“Rakiplerinden öğrenmelisin, fakat asla kopyalamamalısın. Bunu yaptığın an ölüsün demektir.”

İnsan öğrenerek büyür ve gelişir. Öğrenmenin yaşı yoktur diye boşuna dememişler. Henüz dünyaya gözlerini ilk kez açtığımızda başlarız öğrenmeye. Beynimiz henüz ne yapması gerektiğini bilemez ve etrafında gördüklerine, duyduklarına ve hissettiklerine anlam veremez. Doğuştan gelen tek bilgi ağlamaktır. O ilk ağlamadan başlayarak öğreniriz de öğreniriz. İlk olarak içerisinde yaşadığımız somut dünyayı tanımaya çalışırız. Sonra yavaş yavaş soyut kavramları öğreniriz. Öğrenme serüvenimiz hiç durmadan devam eder. Kimi zaman izlediğimiz bir filmden, kimi zaman okuduğumuz bir kitaptan yeni şeyler depolarız beynimize.  Hatta bazen dinlediğimiz bir müzikten bile somut olmayan hissedilebilecek duygular öğreniriz. Hiç durmadan devam ederiz öğrenmeye, ta ki son nefesimizi verene kadar.

Günümüz dünyasında da en çok bilgiye sahip olanlar yönetenler sınıfında, en az bilgiye sahip olanlar da yönetilenler sınıfında. Yani başarılı olmanın sırrı bilgili olmak ve öğrenmektir. Maalesef okula gitmek öğrenmek demek değildir. Çünkü okulların amacı tamamen başka bir şey. Orada kesinlikle öğrenmeyi öğretmiyorlar.

Gerek iş hayatımızda gerek ilişkilerimizde öğrendiğimiz bilgiler ve edindiğimiz tecrübeler sayesinde başarı elde ederiz. Fakat bizim için her zaman bir rakip vardır. Okulda her zaman bizden daha iyi notlar alan birisi, aile arasında her zaman bizden daha başarılı olan komşu çocukları veya bir işe başladığımız zaman bizden daha tecrübeli veya işe bizden sonra başlamış olsa bile bizden daha fazla müşteriye sahip bir başka rakip.

O rakipleri alt üst etmek veya onları geçmek ve rakiplerimizden daha başarılı olmak istiyorsak yapmamız gerekenden daha önemli olan şey yapmamamız gereken bazı şeylerdir. Rakiplerimizi kopyalamak gibi.

Bunu illa rakip olarak görmek gerekmez, müzik ile ilgileniyorsundur ve idol olarak gördüğün bir isim vardır. Onun gibi olmak yerine ondan daha başarılı olmayı hedeflemelisin. Onun gibi şarkılar yapmaya çalışmak yerine onun nasıl çalıştığını, kelime dağarcığını nasıl geliştirdiğini öğrenerek kendisini geliştirmek için neler yaptığını öğrenerek onun çalıştığından daha fazlasını çalışarak kendi tarzını bulmalısın.

Veya bir ticari firması olan iki rakip düşün. Birisi internet üzerinden satış yaparken daha fazla müşteriye sahip olmak ve teslimatları hızlandırmak için Türkiye’nin her yerine mağazalarını açmaya başlıyor. Sen de bunu görüp aynısını yapmak yerine hedefin müşteriye ulaşmak olduğunu anlayarak markanın somut mağazanın değil sanal dünyanın bir yüzü olmasını sağlayarak teslimatları dronlar ile yapabilirsin.

Taklitler aslını yaşatır diye bir söz var. Bunu sen de en az bir kere duymuşsundur. Söylemesi ve sosyal medyada girişimcilik sayfalarında paylaşmak gerçekten de kolay. Ama iş uygulamaya geldiğinde maalesef birçoğu bunu yapamıyor. Bunun nedeni insanlar yenilikçi düşünmüyor. Özgün olmak yerine daha fazlasını istiyor. Kendine özgü yapısı olan bir firma yerine daha fazla satış yapan bir firma olmak, diğer firmalardan farklı bir firma olmak yerine de rakiplerinden daha fazla satış yapan bir işletme olmayı tercih ediyorlar.  

Birçok şeye sebep olduğu gibi ben buna da yani bu düşünce şekline de eğitim sisteminin sebep olduğunu düşünüyorum. Sebebi ise çok basit. Okulda öğrenciler başarılı olmayı yüksek notlar almayı ve derslerden kalmamayı görüyorlar ve öğrenmek yerine sınavlarda çıkabilecek konu başlıklarını ezberliyorlar. Aklıma bir anı geldi ve onu seninle paylaşmak istiyorum.

Bozok üniversitesi bilgisayar programcılığı bölümünden arkadaşım Tuna Okulu bitirdikten sonra üniversitenin kampüsünde staj yapmaya başlamıştı. Günün birinde hal hatır sormak için aradım ve konunun bizi ilgilendiren kısmını aktaracağım:

  • İyi bakalım kanka staj nasıl gidiyor?
  • Stajdan ayrıldım kral.
  • Ne? İyi de diplomayı almak için o stajı tamamlaman lazım.
  • O iş kolay hallederim ben. Başka bir yerde staj ayarlarım bir şekilde.
  • Niye ayrıldın peki ne oldu?
  • Adamı hasta ediyorlar kanka. Müdürle tartıştık o yüzden ben de sinirlendim bağırdım çağırdım çıktım gittim.
  • Niye tartıştınız ki?
  • Kanka, müdür gelmiş kişisel bilgisayar getirmek yasak diyor. Orda mühendislerin elindeki bilgisayarlar iyi ama bana kalan bilgisayarla iş falan yapılmıyor. Düzgünce dedim ki bunlarla iş bitmez, ben kendi bilgisayarımı getiriyim iş daha çabuk biter diye. Ama yok ille de yasak diyor. Tartıştım ayrıldım ben de.
  • Boş verseydin kanka işi falan. Sen stajını tamamlayıp alsaydın diplomanı.
  • Sadece o da değil. Beni verdiler burada iki tane mühendisin yanına. Ama sözde mühendisler. Sana yemin ederim benim bilgi onlardan daha fazla. Mesela bir photoshop tasarımı yapmaları gerekiyor, youtube dan video açıyorlar oradan bakarak yapıyorlar. Web sitesi tasarımı yapacakları zaman başka bir sitenin kaynak kodlarını kopyala yapıştır yapıyorlar. Bir de mühendis olmuşlar. O kadar maaş alıyorlar.
  • Oha kanka. Ciddi olamazsın.
  • Gerçek diyorum bak öyle.

Bu sadece benim başıma gelen küçük bir örnek. Ülkemizde maalesef hastasının içinde ameliyat makası unutan doktorlar, çocuklara hiçbir şey öğretemeyen öğretmenler, hastalara şiddet uygulayan bakıcılar ve daha fazlası var. Bunun sebebi işte eğitim eksikliği. Ama sistem böyle deyip hayatımıza devam mı edeceğiz? Tabi ki hayır. Kendimizi sürekli geliştirmeli ve hayatımızı sürekli değiştirmemiz ve yeni bilgiler öğrenmeliyiz. Öğrenmeyi bıraktığı zaman ölür insan. Başkalarını taklit etme ve kendin ol. Başarı o zaman gelecektir. Takdir edildiğinde değil taklit edildiğinde başarılı olmuşsun demektir.

Enes Polat

Hayatın yerden yere vurduğu gençler arasında kaldım ve o darbelere yenilmek yerine ders çıkartıp yoluma devam etmeyi tercih ediyorum. İnancım beni yükseltecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir