Parantez İçi Bölüm-3

Bugün biraz bizden bahsetmek istiyorum. Bizden derken Türkiye gençlerinden. Ele alınacak o kadar fazla başlık varken hepsini bir yazıda toplayamam. Özellikle sabahın dördünde 🙂 Şaka bi yana öncelikle selam vermek istiyorum. Hayatın mutlu ve dolu geçiyordur umarım. Konuya Türkiye’de genç denince akla gelen Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ile başlamak istedim. Lütfen her cümleyi üzerinde düşünerek acele etmeden oku. Bu cümleler yıllar önce Atatürk tarafından bizim için yazıldı. Yani direkt olarak bana, sana ve tüm gençlere sesleniyor.

    Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

    Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

  Mustafa Kemal Atatürk

Hayatını Türkiye’ye adamış birisinin bu  kadar vizyoner ve ileri görüşlü hitabını görmezden gelemeyiz. Aksine her bir cümlesini en derinine kadar düşünmeli ve anlamaya çalışıp ona göre yaşamalıyız. 

Asırlar önce, on yıllar önce bizim dedelerimiz neden cephelerde canlarını feda etti? İleride torunlarının en ufak bir sorunla karşılaşıp yurt dışına gitmeyi isteyeceğini bilseler yine de can verirler miydi? 

Cevap belli. Yine de kanlarının son damlasına kadar savaşırlardı. Yanlış anlamanı istemiyorum. Yurt dışına gitmek isteyen arkadaşlarımızı suçlamıyorum. Türkiye’sine küsmüş vatandaşlarımızadır sözüm. Elbette ben de yurt dışına gidip görmek ve iş yapmak isterim. Fakat ülkem için çalışmayı asla bırakmam. 

Zaten bu bahsettiğim kişiler genelde hayatı para kazanma sahnesi olarak gören gençler. Birçok kişiden duyuyorum ‘Yurt dışına gidiyim de bulaşık yıkamaya, tuvalet temizlemeye razıyım. ’

Hayat ve yaşam para kazanmak değildir. Bize her ne kadar okullarda hatasızlığı ve kazanmayı aşılasalar da, bir yarışın içine ittirip kazanamazsak hayatta kalmayacağımız söylense de bu doğru değil. 

Bununla ilgili çok güzel bir film var. İzlemediysen kesinlikle izle. Üç aptal. Aamir Khan filmi. Ve çoğu filminde olduğu gibi bu filminde de insanın beyninde yeni kapılar açıyor, bir şeyleri sorgulamasını sağlıyor. 

Başta kendi eğitimimizi devam ettirerek işe başlamalı ve sonrasında bu ülke için, vatan toprağı için bir şeyler yapmalıyız. Atatürk bizlere emanet ediyor bu ülkeyi. Bu büyük bir sorumluluk. Yüklenmesi de kolay olmayacaktır. Bu yüzden herkesten daha fazla çalışmalı, daha fazla yorulmalı, daha az dinlenmeli ve daha akıllı olmalıyız. Aklımızda her zaman bulunmalı ki başarısızlık zaferin bize göz kırptığı sis bulutudur.

Zaten çalışmanın ve başarıya giden basamakları birer birer tırmanmanın tadını bir kez olsun alsak yeter. Biz yeni nesil gençler olarak sadece kafamız karışmış o kadar. Bir an önce toparlanmalı ve etrafımıza bakıp nelerin olup bittiğini kavramamız gerekiyor. 

Saatlerce zaman öldürmeye çalışmaktansa kitap okusa gençler, zengin olmanın hayallerini kurmak yerine vizyon sahibi fikirleri tartışsa ve geliştirse. 

Bazen dışarıdan bir destek ve kurtarıcı bekliyoruz. Birisinin gelip bizim borcumuzu ödemesini veya hayalimizdeki işi yapabilmemiz için bütün imkanları vermesini istiyoruz. Hatta bazen bir sebebi bile yokken karamsar olabiliyor ve herşeyden umudumuzu kesebiliyoruz. 

Sağımıza solumuza bakıyoruz bir güç istiyoruz. Ailemize dönüyoruz bir destek bekliyoruz. Etrafımıza bakıyoruz tebrik bekliyoruz, yakınlarımızdan yardım istiyoruz. Fakat bir şeyi unutmuş gibiyiz: 

Atatürk’ün de bahsettiği gibi, Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

Enes Polat

Hayatın yerden yere vurduğu gençler arasında kaldım ve o darbelere yenilmek yerine ders çıkartıp yoluma devam etmeyi tercih ediyorum. İnancım beni yükseltecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.